Santa Cruz ve Samaipata

Bolivya'nın doğusuna doğru genişleyen düzlük, nemli alanlar buradan sonra başlıyor. Buralara Pampas da deniyor. Iklim de sıcak, nemli bir hal alıyor. Şehir pek sevimli değil ama Bolivya'nın en kalabalıklarından biri. Iki milyon kişi yerleşmiş zaman içinde. Trafik kaotik. Merkezde kolonyel binalar var. Çoğu tipik avlulu, geniş yapılar olmasına rağmen farkları tek katlı olmaları. Meydanda heybetli bir katedral var. Çan kulesine çıktığınızda karşınıza İsviçre yapımı, eski bir saat geliyor. 15, 30 ve 60.ıncı dakikalarda saatin vasıtasıyla çanlar farklı çalıyor.

Amacım ertesi gün Conception'a gitmek. Yüzlerce yıl önce cizvit papazların katolizmi yaydıkları birkaç köyün en büyüğü. Ancak terminale gittiğimde öğreniyorum ki yolda blokaj varmış. bir iki gün kapalı olabilir. Yol blokajı Bolivya'da milli spor. Sonra futbol geliyor ! Samaipata dolmuşuna yollanıyorum. Üç saat sürüyor ve 30 Bs. Uzun ve güzel bir vadiden sonra varıyoruz. Riccardo, El Jardin'de kaldığını söylemişti. Doğruca oraya gidiyor 50 Bs'ye çok basit bir oda tutuyorum. Ağaçlıklı, sevimli bir yer El Jardin. Yorgunluk kahvesi içerken tanıştığım Arjantin'li genç adamın söylediği patikadan çıkıp 10 km kadar yürüyerek köyün etrafındaki tepeleri dolaşıyorum. Yükseklikler 1,500 mt civarında. Yemyeşil tepeler...

Ertesi gün El Fuerte denilen Unesco hazinesi, arkeolojik bir alana yürüyorum. 10 km ama son 5 km'si epey çıkışmış!..

M.S. 400-1450 arası ilk Inca (Mojocoya) köylerinden. Ritüel, seremoni ve yaşam yeri. Buranın önemli özelliği ilk Inca'lardan sonra M.S.1450-1550 arasında başka Inca kabileleri yerleşiyor. Son olarak da M.S.1550-1650 arası Spainards (ispanyol'lar) kale ve ticaret merkezi olarak muhafaza edip Inca'larla paylaşıyorlar. En tepede 220mx60 mt monoblok bir kaya var. Kuzeyi seremoniler için, güneyi evler, sosyal ve administratif alanlar olarak kullanılmış. Dünyanın en büyük ritüel alanlarından birisi burası. Inşaatlarda detaylar ilginç. En altta büyük kayalar, üzerinde daha ufaklar ve kalan büyük bölüm sıkıştırılmış samanlı toprak. Tahıl ambarı gibi bazı binaların yüksekliği 12 metreye varıyor. Turu bitirince kafede unla terbiye edilmiş  mısır, patates, et ve kremalı çorba içiyorum. Bolivya’daki favorim maalesef bu !

Son günümde 13 km (tek yön) yürüyerek Amboro parkına gitmeyi planlamıştım. Ama bugün epey yoruldum. Bakalım…

Nitekim vazgeçiyorum. Hostelde müzisyen bir çift var. Gonzalo Santiago/Şili’li. İyi bir gitarist ve müzisyen. Besteleri, CD’si var. Spotify’da da. Kız arkadaşının ingilizcesi iyi.Dolayısıyla ingilizce şarkıları iyi söyleyebiliyor. Biliyorum çünkü o akşam onlar cafe ve restaurantları dolaşıp bahşiş toplarken biraz izledim. Gonzalo ile türk müziği ve sufi müzik ile ilgili de konuşuyoruz. Taksim Trio’yu beğeniyor. Ney ve kanunun sesini seviyor. Ud’a bayılıyor.  Arkeoloji için geldiğim bu yerde birkaç müzisyen dost da edinmiş oluyorum.

TOP