Buenos Aires | ARJANTİN

Ekvator’dan sonra Peru’da yakamı bırakmayan yağmurlara bir manevrayla cevap verip Lima’dan Buenos Aires’e (BsAs) uçmaya karar verdim. 350$’a bileti de bulunca bir pazar akşamüzeri BsAs’e yağmurlu bir havada indim! Planım tuttu ve ertesi gün 25C de güneşli bir güne uyandım.

BsAs temiz, modern, güzel ten renkli kadınların yaşadığı bir başşehir. Pahalıca da! La Boca, tangonun doğduğu yer olarak pazarlanıyor. Bana sakinlerinin yaşam biçimleriyle eski halini korumuş bir mahalle gibi geldi. Geceleri tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Bence gece burada dolaşmak için bir sebep de yok! Artık kullanılmayan çok büyük bir liman, bir demiryolu, fabrika binaları ve şimdilerde turistik olmuş teneke işçi binaları bir zamanlar yoksulluğun sürdüğü mahallede emeğiyle çalışanların yaşadığını gösteriyor. Insanların daha koyu renk olmalarını zamanın Afrika göçmenleriyle sebeplendirdim.

La Boca’ya geldiğim 39 nolu aynı otobüsle La Moya meydanına Eva Peron’nun filmlere konu olmuş balkon konuşmasını yaptığı yere gidiyorum. Toplam iki katta yatay inşa edilmiş bina gerçekten çok güzel. Sanırım hala kullanılıyor. Bu güzel meydana bir gece gelmeye karar vererek 9 Temmuz bulvarına yürüyorum. Ortası otobüs durakları olmasına rağmen bulvarın büyüklüğü bunu önemsiz kılıyor. Kuzeye doğru yürüyüp Teatro Colon’a varıyorum. BsAs’in en eski binalarından. Müzik ve tiyatronun merkezi. Akşam Filarmoninin konseri var ama sadece ayakta bilet kalmış. Iki saat çok zor ama fiyatlar makul. Dönerken Notorious caz klübünün yanından geçiyorum. Bir akşam da geleceğim klüp daha çok restaurant havasında ama BsAs’in emektar cazcıları burada sahne alıyorlar. Thelonious Bar’da ise genellikle klasik caz çalıyorlarmış.
Malba şehrin kuzeyinde Panamerica sanatı ve tarihiyle ilgilenenler için iyi bir müze. Birinci katta çağdaş sanat ikincide 70’lerde ortaya çıkmış düzen karşıtı “General Idea” grubunun plastik sanat, mimari, dergicilik çalışmalarından örnekler var. Buradan bir km ötede Museo Nacional de Bellas Artes ‘de hem tanınmış avrupalı ressamların hem de kolonyel ispanyol ve günümüz Arjantin sanatçılarının çalışmaları var. San Telmo’da bulunan Modern Sanat müzesi ufak olmasına rağmen ilginç sergilere ev sahipliği yapıyor. Ben gittiğimde binlerce örümceğin gece gündüz ördüğü, üçyüz metrekare odaya sığdırılmış koca bir örümcek ağı sergiliyorlardı.
Benim de kaldığım Recoleta şehrin yaşam merkezi gibi duruyor. Palermo daha sakin, buralıların “Soho” dedikleri ama bana göre sanat, bohem yaşam, farklı hayatlar pek göze çarpmadığı bir “soho”. Palermo’nun gece hayatına katkısı da epeyce var. Plaza Serrano etrafındaki bar, cafeler perşembeden itibaren doluyor. Ben canlı müziğe, caz ya da blues’a pek rastlamadım.

San Telmo eski bir mahalle. Güzel, hareketli bir meydanı var. Plaza Dorrego hafta sonu danslara sahne olan sevimli bir meydan. Elli metre aşağısındaki Mercado San Telmo ufak ama taze meyve,sebze, et, balık bulabileceğiniz eski bir kapalı çarşı. Eğer merakınız varsa bu bölgede çok sayıda eski eşya, antika satıcıları var ve gerçekten hatırlayacağınız parçalara rastlayabilirsiniz.

Ben son gecemde Centro Cultural Kirschner ‘de BsAs filarmoni orkestrasını izledim. Salon oldukça enteresan. Binanın içinde metalden yapılmış bir zepline benziyor ve havada duruyor gibi görünüyor. Içine girdiğinizde çok iyi ses düzeni olan, mükemmel bir salonla karşılaşıyorsunuz. Unutmadan buradan çıkınca daha önce yazdığım, Mayo meydanına gidip bir tarafta Bayan Peron’un hatırası, diğer tarafta görkemli BsAs katedrali ve hemen yanındaki eski, küçük ama en az yenisi kadar etkileyici kilise binasına nazır bir bira içtiğimi de yazmalıyım.

TOP